rockefeller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rockefeller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2012 Cuma

Nüfus Kontrolü & Aşı ( Bakmanızı Öneririm )

Nüfus sayımı gibi bir anlam çıkardıysanız siz çok yanlış gelmişsiniz hehe. Bu başlığımda sizlere belirtmiştim ki elit kesimin sürekli bize işlediği bir felaket senaryosu var. Ben de belirttiğim bu başlıkta bununla ilgili kendi yorumumu yapmıştım. Yine, bu kesimin  nüfusu kontrol altına almak için yaptığı önemli bir faaliyet var. Ve bu daha vahşice. Başlıkta, Bakmanızı Öneririm yazmamın nedeni bu başlığın sağlığınıza veya doğacak çocuklarınızın sağlığı için büyük ölçüde önemli olmasıdır.

Aşı çok yararlı olmasına rağmen yeri geldiğinde ve kötü eller tarafından kullanıldığında bir felakete yol açabiliyor. Gençliği, yeni nesili bir şekilde etkilemek istiyorlarsa çocuk aşılarına bir müdahalede bulunup bu düşüncelerini başarıyla yerine getirebilirler. Hepatit aşıları , karma , çocuk felci , verem , kızamık, kızamıkçık ve kabakulak gibi aşılar bebeklik döneminde vurulması gerekli hatta zorunlu aşılar. Neden mi zorunlu ? Toplumumuzda bebeğine aşı vurdurmayan kişilere genellikle cahil veya bebeğinin sağlığına önem vermiyor gözüyle bakılıyor. Bana kalırsa asıl cahillik büyük ölçüde aşılara verilen önemdir. Peki bunların yan etkisi var mı? Varsa da hemen görülmesi mümkün mü? Ayrıca kuş & domuz & börtü böcek gribi biyolojik savaş ürünü veya nüfusu kontrol altına almak için uygulanan bir uygulama mı ? Her birinin cevabını birlikte verelim panpalarım. Bu yazdıklarım uydurma & kendi düşüncem filan değildir. Kendiniz de ufak çaplı bir araştırma yapsanız karşınıza benim bulduklarım ve belkide daha fazlası çıkacaktır. İnternet nimet amına koyim tabi kullanmasını bilene.

Aşıların işe yarayıp, yaramaması her zaman gündem konusu olmuştur. Elimde birkaç bulgu varki bu konu hakkında sizinde biraz fikrinizin olmasını sağlayabilir. Bir bakalım aşının karanlık tarihine. Hani ben manyağım ya , kafayı sıyırmışım ya hatta paranoyağım evet siz bilgilenin diye tek tek kurcaladım bunlarıda.



1-) 1871-2 de İngiltere de 2 ve 50 yaş arasındaki nüfusun %98i su çiçeğine karşı aşılanmasına rağmen, İngiltere 45.000 ölümle tarihinin en kötü suçiçeği salgınlarından birisini yaşadı. Aynı zamanda Almanya'da nüfusun %96 sı aşılanmasına rağmen su çiçeğinden ölümlerin sayısı 125.000 den fazlaydı. (The Hadwen Documents)

2-) Almanya'da 1940 da difteriye (kuşpalazına )  karşı zorunlu aşılardan sonra 1945 de difteri vaka sayısı 40.000 den 250.000 e çıkmıştı. (Don’t Get Stuck, Hannah Allen)

3-) 1960 da Amerika'da iki virologist (virüsleri inceleyen) çocuk felci aşısının labaratuar hayvanlarında kansere sebep olan SV40 virüsü taşıdığını tespit ettiklerinde milyonlarca çocuk aşılanmıştı. (Med Jnl of Australıa 17.3.1973 )

4-) 1967 de Gana nüfusunun %96 sı kızamığa karşı aşılanarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından kızamık-free ilan edilmişti. 1972 de Gana çok yüksek ölüm sayısı ile beraber tarihinin en kötü kızamık salgınını yaşadı. (Dr H Albonıco, MMR Vaccıne Campaıgne ın Swıtzerland, March 1990)

5-) 1970 ile 1990 arasında İngiltere'de 200.000 den fazla whooping cough(sürekli derin öksürük) tamamen aşılanmış çocuklarda görüldü. (Communıty Dısease Surveıllance Centre, UK)

6-) 1970 de Hindistan'da 260.000 kişiyi içeren tüberküloz aşısı denemesinin sonuçları, aşılı olan kişilerde hastalığa yakalanma oranının arttığını ortaya çıkardı. (The Lancet )

7-) 1977 de ilk çocuk felci aşısını geliştiren DR. Jonas Salk diğer bilim adamları ile birlikte 1961 den beri Amerika'da görülen birçok çocuk felci vakasının asıl sebebinin aşının kendisi olduğuna dair ifade verdi. (Science 4.4.77 Abstracts)

8-) 1978 de Amerika'nın 30 eyaletinde yapılan bir araştırma, kızamığa yakalanan çocukların yarısından fazlasının daha önceden aşılanmış olduğunu ortaya çıkardı. (The Peoples Doctor, Dr R Mendelsohn)

9-) JAMA'nın ( Amerikan Tıp Derneği Dergisi ) Şubat 1981 sayısına göre doğum uzmanlarının %90 ı, çocuk doktorlarının %68 i kızamıkçık aşısı olmayı reddetti.

10-) Amerika'da bir DPT aşısının fiyati 1982 de 11 centten, 1987 de 11.68 $ ( 11 dolar 68 cent ) yükselmişti. Sebebi ise aşıyı üreten firmaların aşılardan zarar gören yada ölen çocukların ailelerine ödemek zorunda kaldıkları tazminatlardı. (The Vıne, Issue 7, January 1994, Nambour, Qld)

11) 1988 ve 1989 da Umman'da tamamen aşılanmış çocuklarda çocuk felci salgını görüldü. Hastalığın en yaygın olduğu bölgeler tamamen aşılanmış bölgeler, hastalığın az görüldüğü bölgeler ise aşılanmamış bölgelerdi. (The Lancet, 21.09.1991)

12) 1990 da JAMA dan bir makale de” Amerikada okul çağındaki çocukların tamamen aşılanmış olmasına rağmen kızamığın çok yüksek oranda aşılanmış çocuklar arasında ortaya çıktığı” na dair bilgiler vardı. (JAMA, 21.11.1990)

13) Amerika'da, 1990 dan 1993 e kadar FDA e aşıların sebep olduğu durumlardan dolayı yapılan şikayetlerin sayısı 54,072 idi. FDA bu rakamın gerçek rakamın %10 u olduğunu kabul ediyor. Çünkü birçok doktor aşıların sebep olduğu reaksiyonları bildirmeyi kabul etmiyor. (National Vaccine Information Center. March 2.1994)

14) 2 Kasım 2000 de Amerikalı Doktorlar ve Cerrahlar Birliği (AAPS) St Louis deki 57. toplantılarında oy birliği ile çocuk aşılarının zorunlu olmasının kaldırılması için karar aldı. Bu karara bir tane bile hayır diyen çıkmadı. (Report by Mıchael Devıtt)

Durumun ciddiyetinin farkına varmış olmalısınız artık. Her aşı, bağışıklık sistemine yapılan bir saldırıdır.

Biraz da bilimsel konuşalım hehe.

Aşının genetik olarak yapısı bozulmuş organizmalardan yapıldığı ve çok faydalı olduğu propagandası yapılmaktadır. Dr. Stefan Lanka bu konuda diyor ki  " Genetik olarak üretildiği iddia edilen aşı ve organizmanın tabiatta bulunmadığı, bu nedenle de tabiatta bulunan mikropların bu aşı karşısında yok olacağı iddia edilmektedir. Aktif hale getirilen ırsi madde aşı ile deri üzerinden veya genetik olarak bozulmuş besin ( GDO ) yolu ile hücre çekirdeğine ulaşması ve burda depolanması düşünülmektedir. Bu sanıldığı gibi olmamakta , aşı kromozomu bozmaktadır. Evet sanıldığı gibi gen teknik olarak hazırlanan aşı hücre çekirdeğine gitmemekte aksine sperm ( döl ) veya yumurta hücrelerine giderek orada depolanmaktadır ve burada depolanan aşı çocukların özürlü doğmasına sebep olmaktadır. Gen teknik olarak hazırlanan aşı yumurta ve sperme bulaşır ve bu  şahısların çocukları özürlü doğabilir. İlaç firmalarının istediği olursa ileride sadece planlı olarak genetik aşı üretilecek ve çocuklara karşı kullanılacaktır. "

Belirginleştirdiğim son cümleye tekrar bir bakın. Bahsı geçen " ileri " şuan günümüzü temsil ediyor sanki.

Aşıların içinde bulunan maddelere de bir bakalım.


Normalde her ilacın bileşenlerinin  ne olduğuna dair bir kullanım belgesi bulunur, ama aşı yapılırken aşının bileşenlerinin ne olduğunu doktor hariç kimse bilmemekte, böyle bir belge veya kağıt parçası bulunmamaktadır. Anne ve babanın bu konuda bilgisi malesef olmamaktadır. Günümüzde aşının bir çok hastalığa: Deri kabarcıkları , beyin zarı iltihaplanması, kanın yapısının bozulması, sinir iltihaplanması vb. rahatsızlıklara sebep olur. Bileşiminde: alüminyum bileşikleri, alüminyum hidroksid, antibiyotikler, öldürülmüş veya zayıflatılmış uyarıcılar (mikroplar), yapısı bozulmuş proteinler, ve formaldehid ( kimyasal üretim maddesi ) gibi zehirli maddeler içerir. Mobilya yapımcıların formaldehid kullanmaları yasaktır, çünkü kanserojen etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Evet bu çok tehlikeli kanserojen madde Formaldehid, aşının içinde bulunmakta ve direkt olarak çocuklara vurulmaktadır. Bunun yanında hemen hemen bütün aşı maddelerinin içinde Tiyomersal ( Thiomersal ) bulunur. Tiyomersal bir civa bileşiğidir ve vücuttan atılması çok  zordur, 10 larca yıl vücutta kalabilir. Tiyomersal çocuklarda konsantrasyon problemi, öğrenme zorluğu, konuşma problemi, mantık oluşturmada yetersizlik, büyük huzursuzluk ve daha bir çok probleme sebep olur. Alüminyum hidroksid birçok aşının içinde katkı maddesi olarak bulunur. Prof. Dr. H. Spiess'in söylediklerine göre, aşının bileşenlerindeki katkı maddeleri o kadar karmaşıktır ki bunların çoğunun özelikleri araştırılmamış ve bilinmemektedir. Buna rağmen bizleri ,çocukları denek olarak resmen kullanıyorlar. Bütün bu katkı maddelerinin kanserojen, allerjik, nabız düşürücü, mide ve bağırsakları bozucu ve daha birçok yan etkileri vardır. Dr. Graetz,  homeopati muayenehanesinde aşının yantesirleri nedeniyle hastalanan insanları tedavi etmiş ve hemen hepsinde az veya çok beyin tahribatı olduğunu tespit etmiştir.

Dr. Graetz kimdir diyen panpalarıma hemen bir açıklama yapayım. Kendisi Mikrobiyoloji ve biyokimya uzmanıdır. Yani işin uzmanıdır kendisi.

Dr. Graetz’in yazdığı " aşı gerekli mi ? " ( Sind Impfungen sinnvol ? ) adlı kitabında şöyle diyor  " Yıllarca yaptığımız tecrübe ve deneyimler sonucunda görülmektedir ki insanlar sürekli ve sürekli nesilden nesile daha çok hastalanmaktadır. Düşünün, bugün çocukların çoğunda nörodermatit ( kaşıntılı deri hastalığı ) , spastik, bronşit, astım, baharnezlesi, hayvan allerjisi, sürekli orta kulak iltihaplanması, legasthenik (öğrenme, okuma ve yazam zorluğu), hiperaktivite (aşırı taşkınlık hareketlilik), agresif olma (aşırı saldırgan olma), tehditkâr , bedenen veya ruhen özürlü olmaktadır. Sonraları yani ergenlik çağında ise adet anormalikleri, adet öncesi ağrı ve sancılar, yumurtalık iltihaplanması, cinsel organda mantar, yumurtalık kordonunda döllenme, düşük yapma veya erken doğum gibi haller oldukca sık görülmektedir. Bütün bunlar daha önceki nesillerde çok nadir görülürken şimdi normal olmuştur. Bu aşılama devam ettiği sürece daha çok rahatsızlıklar ortaya çıkacaktır ve hatta kısırlılık Batı ülkelerinde çok hızlı şekilde yayılmakta ve  yüzlerce sperm bankası bu ülkelerde bulunmaktadır. Şuna şahit olurum ki artık bir insanın problemi değildir bunlar. Bu bütün insanlığı hatta dünyayı ilgilendirmektedir ve yakında bütün insanlık bu felaketin zarrarını görecek ve görmektedir de, şayet çok değerli sağlığımızın değerini bilemezsek."

Bana da " adam haklı"  demek düşer haliyle. Aşı tahribatlarına bakalım bir de.


A-) Aşının bilinen tahribatları:

1 ) Aşının civaya karşı aşırı duyarlılık gösterme(allerji), Bağışıklık sistemi ateşli kramplarla kendini belli eder.
2 ) Difteri-Tetanoz : Guillain-Barré-Sendromu ( sinir sisteminde tahribat)
3 ) Kızamık-Kızılcık-Kabakulak : kandaki alyuvarların sayısını düşürür.
a ) Kızamık: Ağır beyin iltihapalanması, immün zafiyeti
b ) Kızılcık: Akut Artrit ( iltihaplı eklem hastalığı )
c ) Kabakulak: Beyinzarı iltihapalanması (menenjit)
4 ) Boğmaca : Akut Menenjit, bazen kalıcı tahribata sebep olabilir
5 ) Verem: Verem aşısı nadiren vereme sebep olmaktadır
6 ) Grip aşısı: ( sinir sisteminde tahribat )


B-) Hastaliklarla bağlantıları kesinleşmemiş tahribatlar :

1 ) Tetanoz : Kramplı rahatsızlıklar, eklem iltihaplanması, deri iltihaplanması
2 ) Haemophilus influenzae ( bir çeşit grip ) : Gribe benzer rahatsızlıklar, beyin ve gırtlak iltihaplanması,  omurilik iltihaplanması, trobosit ( kan pıhtılaşmasında görev alan hücre ) sayısında azalma bu nedenle kanın pıhtılaşmasında problem
3 ) Kızamık : Beyin iltihaplanması, sinir iltihaplanması
4 ) Boğmaca: Sinir sisteminde tahribat
5 ) Kızılcık: Sinir sisteminde tahribat, kronik Artrit ( vücut tarafından üretilen iltihap ) , kramplı rahatsızlıklar

C-) Nadir görülen tahribatlar

Çeşitli Aşıların ani çocuk ölümlerine sebep olması

Tetanoz: Beyin iltihaplanması
Hepatit B: Multiple Skleroz ( beyni ve omuriliği tutan özbağışıklık hastalığı )
Kızamık: Kalın bağırsak iltihaplanması, Beyin iltihaplanması
Kabakulak: Şeker hastalığı, Kramplı hastalıklar, Sinirsel hastalıklar

Aşıların olumlu yönde etkisiz olması, olumsuz yönde ise tam tersine etkili olması garip bir durum. Gerekse aşılar tarafından , gerekse GDO'lu besinler tarafından aynı şekilde etkleniyoruz. Yani, bu bahsı geçen tahribatlara sadece aşılardan meydana gelmiyor. Zaten adı üzerinde, genetiğiyle oynanmış besinler tüketiyoruz. Yani buna mecburuz. " Organik " adı altında tükettiğimiz besinlerin tohumunu bile İsrail'den alıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, sadece organikler değil tüm tohumları İsrail'den ithal ediyoruz. Acınası bir haldeyiz.

Hani şu meşhur "Domuz gribi"  var ya. Biraz da ona değineyim. Domuz gribi aşılarının yapılması için insanlar teşvik edildi. Domuz gribinden ölen insan sayısı öngörülenin çok altında oldu. Milyonlarca kişinin öleceği söylenip, dünya çapında bir panik oluşturuldu ve haliyle aşı kullanımı çok fazla oldu. Tam olarak rakam hatırlamıyorum ama ölen kişi sayısının 10.000'leri bile bulmadığını sizlere rahatlıkla söyleyebilirim.


Aşının teşviki için Sağlık Bakanı Recep Akdağ ekranların karşısında aşı vuruldu. Amına koyim ne gerek vardı böyle birşeye ? Bu kadar insanın aşı vurulması çok önemli demekki. Ayrıca kendisinin vurulduğu aşının, domuz gribi aşısı olmadığı söylentileri de vardı. Herneyse bu bizi ilgilendirmez. Bilim konusunda bizden oldukça önde olan ülkeler, bu aşıyı kullanmayı reddetti. Ama ülkemizde inatla vuruldu bu aşılar.

Kuş gribinde ve grip aşısında da durum aynı.

Genel olarak aşı konusunu ele alırsak yapılma amacı tamamiyle nüfusu kontrol altına almaktır. Gerekse kısırlaştırmak, gerekse yıllar sonrasında çeşitli hastalıklar ile öldürmek ve kalıtsal yollarla doğacak çocuklarında hastalıklı olmasını sağlamaktır. Bana soracak olursanız nükleer bir bombadan farksızdır. Öldürür ve kalıtsal hastalıklara yol açar.

Bu aşı kampanyalarını destekleyen ve bu kuruluşların sahiplerine biraz değinmek istiyorum.

Bill Gates'in Bu videosunu elbet görmüşsünüzdür. Videoda kısaca " aşılar ile dünya nüfusunu %10 veya %15 oranında azaltılabileceğini " söylüyor. Şuana kadar ki anlattıklarım şimdi daha çok anlam kazanmıştır eminim.

Bu başlığımda sizlere masonlardan bahsetmiştim. Bakalım o başlık altında sizlere ne demişim.

" Masonlar, Yahudilikle olan alâkalarını gizli tutmayı lüzumlu görmektedirler. Çünkü Siyonizm ile aynı amacın güdüldüğünü anlatarak faaliyet göstermek yerine, yardım kuruluşlarını paravan yapıp hayırsever kişiler görünümü altında bu amaca hizmet etmek kendileri açısından daha verimli sonuçlar doğurmaktadır. "

Şimdi " Bu nerden çıktı amına koyim ? Ne alaka ? " diyen panpalarım iyi dinlesin.

" Yardım kuruluşları " 'na dikkatinizi çekmek isterim. Bill Gates abimiz sağlık ile ilgili birçok kuruluşa bağışta bulunmuştur. Neden "sağlık" kuruluşları ? O videoda yaptığı açıklamalar bu sorumun cevabı olabilir. "Sözde" hayırsever Bill abimiz işini biliyor tabiki. Bakalım yaptığı bağışlara.

Gates abimiz bu bağışları kişisel olarak değil kendi vakfı olan " Bill & Melinda Gates Vakfı " aracılığı ile yapıyor.

Vakıf, 25 Ocak 2005 tarhinde Aşı ve Bağışıklama için Küresel İttifak'ına ( GAVI ) 750 milyon $ bağış yaptı.
9 Aralık 2003'te uygulanan Japonya'daki Uygun Sağlık Teknoloji Programı ( PATH )için 27 milyon $ bağış yaptı.
Vakıf, Seattle'daki Washington Üniversitesi Küresel Sağlık bölümünün kurulması için 30 milyon $ bağış sağladı.
Çeşitli HIV araştırmaları için vakıf, 287 milyon $ bağışta bulundu.
Aeras Küresel TB Vakfına vereme karşı üretilen aşı için 280 milyon $ bağışta bulunmuştur.

Evet piçler bunları münasip yerlerimden uydurmuyorum. Kendileri tarafından duyurulup göz boyamak için yapılan "sözde" yardımlar bunlar. Zaten bu sektöre yapılan bir yardım anca kitle imha için yapılabilir. İnanmayan panpalarım Buradan verdiğim bilgilere ulaşabilirler. 

Araştırırken çok önemli bir ayrıntı daha gözüme ilişti.

2000 yılında, Gates Vakfı Bağışıklama için Uluslararası Finans Kuruluşu (GAVI) ve Çocuk Aşıları için  Küresel Fonu kurulmuştur. Hükümetler, Rockefeller Vakfı, Dünya Bankası gibi  küresel  işbirliği içeren  bir Fon'dur bu. Aşı üretimini oldukça arttırmıştır.

Sizlere altını çizerek söylediğim Rockefeller aileside işin içinde. İlluminatinin üst düzey elit ailelerinden olduğunu sizlere defalarca söylemiştim. " Tesadüf " 'e bak ki aşı kampanyalarında da kendilerine rastlıyoruz. Tesadüf filan yok amına koyim. Tamamen planlı bir şekilde organize olmuşlardır. Gates Vakfı ve Rockefeller Vakfı aynı amaca hizmet etmektedirler.

Aşının etkileri ile ilgili benim söylediklerim yetmediyse eğer Bu linkten çeşitli konferansları izleyebilir, çeşitli yazılar okuyabilirsiniz. Ama Almanca gerektiriyor. Biraz da siz araştırın amına koyim herşeyi benden beklemeyin hehe.

Ben, sizlere aşı olmayın demiyorum. Sadece bilgilendiriyorum.

Sağlıcakla kalın canlarım hehe.














23 Mayıs 2012 Çarşamba

Rihanna - Umbrella


Neden illuminati prensesine değinmiyorsun diyen panpalarıma ithafen sağlam bir ifşa ile karşınızdayım canlarım. Öncelikle illuminati mensubu sözde sanatçıların genelinin, örgüte girişi itibari ile değişimlerini simgeleyen bir klipleri mevcut. Daha önceki 2 başlığımda bunların örneklerini sizlere sunmuştum. Britney Spears - Hold It Againts Me ve Lady Gaga - Bad Romance bahsı geçen ifşalardır. Ama bunlar bir yana Umbrella bir yana. Çünkü içeriğinde daha derin anlam taşıyan bir kliptir. Şarkının asıl işlediği konu Rihanna'nın , şeytan tarafından ele geçirilmesidir. Ama bazı zihniyetlerce şöyle algılanması " Çok sexy dans ediyor amına koyim yaaa " tepkisinde doğruluk payı var ama ağırlıklı olarak bizlere çağrıştırılmak istenen bu değil ki amına koyim.  Ağırlıklı olarak işlenen, Rihanna'nın şeytan tarafından ele geçirilmesinin klipteki işlenişinidir ve bu aşamaları sizlere bir bir açıklayacağım piçler. Şarkı sözlerinden de faydalanacağım haliyle.

Umbrella, " Good Girl Gone Bad " albümünün ilk parçasıdır. İkinci parçası ise ayrı bir başlığımı süsleyecek olan " Disturbia " parçasıdır. Albümün adı sizinde dikkatinizi çekmiştir. Albümün adı, klibin özeti niteliğinde bence. Çünkü Rihanna'nın değişiminin tüm evreleri  bu klipte gözlerimizin önüne seriliyor adeta.

 Az önce size belirttiğim başlıklardaki (  Britney Spears - Hold It Againts Me ve Lady Gaga - Bad Romance ) gibi bu klipte de Rihanna iyiliği, saflığı ve temizliği  temsil eden beyaz elbise ile karşımıza çıkıyor. Ama klibin akışında ve  büyük bir bölümünde kötülüğü temsil eden siyah bir elbiseye bürünüyor.


Bahsi geçen iyiliği, saflığı ve temizliği sembolize eden elbise.


Diğer sözünü ettiğim kötülüğü ve kirlenmişliği temsil eden siyah elbise.

Neyse piçler. Şarkımıza geçelim artık. Önceki ifşalarımda şarkı sözlerinin üzerinde fazla durmamıştım. Bu klibin ifşasında şarkı sözlerinden fazlasıyla yararlanacağız. Evet başlıyorum. Amına koyim tam başlayacağım sırada matkap sesiyle yankılandı kafamın içi. Gizli bir güç tarafından sabote ediliyorum piçler hehe. Neyse ciddiyete bürünüyorum ve başlıyorum.

Şarkıya Jay-Z abimiz giriyor öncelikle. Bildiğinizi umuyorumki Jay-Z zaten illuminati mensubu bir şahıs.


Buyrun kendisinin bu konu hakkındaki en bilindik capsi. İllaki görmüşsünüzdür.


Şarkıya şu sözler ile giriyor Jay-Z abimiz.

No clouds in my stones
Let it rain, I hydroplane in the bank
Coming down with the Dow Jones
When the clouds come we gone, we Rocafella
We fly higher than weather
And G5’s are better, You know me,
an anticipation, for precipitation. Stacked chips for the rainy day
Jay, Rain Man is back with little Ms. Sunshine
Rihanna where you at?


Şarkı sözlerinde geçen Rocafella bir müzik şirketidir. Şarkı sözlerinde kendisinden değil de genel olarak o şirketten bahsetmiştir. Jay, Rocafella şirketinin kurucularından biridir. Şirket, 1996 yılında New York'ta kurulmuştur. Şirketin sahibi Universal Music Group 'tur




Universal şirketinin bir amblemi.


Bu da bir diğer amblemi. Alttaki yazı Universal Studios olarakta karşımıza çıkabiliyor. Sonuçta aynı şirketin başka bir dalı. Farkına varmışsınızdır umarım illaki izlediğiniz bir filmde Universal Studios amblemi ile karşılaşmışsınızdır. 

Demek istediğim şu ki, Böylesine taşşşaklı ( 3 ş kullandım artık siz düşünün ne kadar taşaklı olduklarını hehe ) bir şirket, Rocafella adındaki tamamıyla illuminati mensuplarını barındıran bir şirketin sahibidir. Rockefeller ailesi de var tabiki işin içinde herneyse.

Ayrıca şarkı sözündeki " Rain Man " birçok şarkıda karşılaşılan bir göndermedir. Anlamını henüz tam olarak kavrayamasamda birçok şarkıda buna bir gönderme  yapılmakta. Kötülüğün simgesidir. Sadece birkaç sayfalık kısa bir araştırma yaptığımda bu göndermenin Baphomet'e ithaf edildiğini söyleyenler olduğunu farkettim. Ama henüz bu konu hakkında yorum yapamıyorum.


Görüntü itibari ile Rain Man'e böyle ithaf ediliyor.Ayrıca,  Chris Brown - Turn Up The Music klibinden bir görüntüdür bu.

Konunun dışına iyice çıktık amına koyim hehe. Yukarıda belirttiğim şarkı sözlerine tekrar bakalım biz.

No clouds in my stones
Let it rain, I hydroplane in the bank
Coming down with the Dow Jones
When the clouds come we gone, we Rocafella
We fly higher than weather
And G5’s are better, You know me,
an anticipation, for precipitation. Stacked chips for the rainy day
Jay, Rain Man is back with little Ms. Sunshine
Rihanna where you at?



Şarkı sözlerini kısım kısım inceleyelim.

" No clouds in my stones
Let it rain, I hydroplane in the bank
Coming down with the Dow Jones "

Burada sözü geçen " fırtına " ekonomi ve finans dünyası ile alakalı. Şarkı sözlerinde geçen Dow Jones, Amerika'nın önemli hisse senedi endekslerinden biridir. Bu sebeple bu sözler ekonomi ve finansı temsil ediyor.


Buyrun bahsettiğim endeks.

Sözlerde " Dow Jones düşüyor " diyerek ekonomik krize gönderme yapılmıştır. Şarkının tarihine bakcak olursak (2007) , dünya çapında atlatılmış olan ama hala bazı ülkeleri etkileyen ekonomik kriz, bizim deyimimizle " Ekonomik kriz bizi teğet geçti yeaaaa " bu klip tarafından bizlere haber edilmiş. "Ne kadar öngörüsü yüksek insanlar bunlar yeaa" diyen panpalarımın ağzına kürekle vururum. Amına koyim bariz ortada ki bir kesim tarafından planlı olarak oluşturulan bir kriz bu.


"We fly higher than weather
And G5’s are better, You know me "

Bu sözlerinde ise bize zarar gelmeyecek yani " daha yüksekten uçacağız " diyor Jay abimiz. Bir ayrıcalıktan bahsediyor. Ve "Biz" 'den kasıtı Rocafella şirketi oluyor. Yani bana soracak olursanız Rockefeller ve illuminati mensubu diğer elit kimseler bu ayrıcalıktan nasibini alıyor. G5, özel jet türüdür. Yani dünya kriz ile boğulurken lüks içinde yaşayacaklarını dile getiriyorlar. Öyle de oldu haliyle.


" an anticipation, for precipitation. Stacked chips for the rainy day "

Jay, o büyük kriz ( yağmur ) için bir bekleyişte olduğunu ve ona karşı hazırlıkta olduğunu söylüyor. Az önce de dediğim gibi olacaklarla ilgisi bir bilgisi varmış gibi konuşuyor. "Mış" ne amına koyim "mış" ne? Var tabiki bir bilgisi.


 " Jay, Rain Man is back with little Ms. Sunshine
Rihanna where you at? "

Jay, kendisini " Yağmur Adam " Rihanna'yı ise " Küçük Güneş (Işık) " olarak adlandırıyor. Bahsettiğim gibi Rain Man kötülüğün bir simgesi. Jay aksine, Rihanna iyi ve temiz bir kızdır. Jay ise kötülüğü temsil ediyor ve klipteki asıl taşıdığı nitelik şeytanın ta kendisidir. Rihanna'nın kendisine katılmasını istiyor. Klibin işleyişiyle bu durumu capslerle ve dahasıyla sizlere fazlasıyla açıklayacağım canlarım.


Şuana kadarki anlattıklarımın açıklaması, Eğer çok büyük bir kriz olsa bile ( oldu ) bundan elit kesim etkilenmeyecek. ( etkilenmedi ) Lüks içinde yaşamaya devam edecek.

Rihanna şarkıya girer.

" You have my heart
And we’ll never be worlds apart
May be in magazines
But you’ll still be my star
Baby cause in the dark
You can’t see shiny cars
And that’s when you need me there
With you I’ll always share "


Şarkıyı bu şekilde söylüyor. Yani bu şekilde derken siyah elbisesi ve Bülent Ersoy tırnakları ile hehe. Siyah elbisenin kötülüğü sembolize ettiğini söylemiştim sizlere. Şarkıyı Rihanna söylüyor ama aslında konuşan şeytandır. Rihanna'nın vücuduna giren şeytan, ona teklifte bulunuyor. Bu şarkı sözlerinde kısaca Rihanna'ya popülarite , lüks  ve zenginlik  sunuyor. Haliyle Rihanna'ya da cazip geliyor bu. Cazip gelmese şuan zirvede olabilirmiydi sizce ?

(Ella ella eh eh eh eh)
Under my umbrella
(Ella ella eh eh eh)
Under my umbrella
(Ella ella eh eh eh)
Under my umbrella
(Ella ella eh eh eh eh eh eh)

Ella ella eh sizce akılda kalıcı hipnotik bir ritim gibi durmuyor mu? Şarkıyı dinlediğinizde farkında olmadan dilinize dolanıyor. Benim dolanmıştı amına koyim kendimden biliyorum hehe. 


" These fancy things, will never come in between
You’re part of my entity, here for Infinity
When the war has took it’s part
When the world has dealt it’s cards
If the hand is hard, together we’ll mend your heart "

Bu sözlerde ise önemli iki nokta var. Şeytan, Rihanna'ya " Varlığımın bir parçasısın " diyor. Bana sorarsanız aşkını ilan ediyor amına koyim hehe. Şaka bir yana bu sözcük sevgi sözcüğünden öte " sonsuzluk ve ölümsüzlük " gibi bir anlam taşımakta.



Bahsi geçen " Varlığımın bir parçasısın " sözünü söylerken Rihanna'nın yüzünde güller açıyor.

Bir diğer önemli nokta ise :

" When the war has took it’s part
When the world has dealt it’s cards "

Dünyayı yeniden düzenceleyecek korkunç bir olay öngörüyor. Kasvetli bir geçiştir. Bu şarkıda öngörülen şeyler cidden gerçekleşiyor piçler. Hatırlarsanız ekonomik krizin bahsi geçmişti. Ve kriz gerçekleşti.

Şarkının bu kısmı ise şeytanla, Rihanna'nın karşılıklı konuşmasıdır. Ses olarak bir fark göremezsiniz ama görüntülerin yer değiştirmesi ile anlayabilirsiniz.


Bu tarafta şeytan konuşuyor.


Bu tarafta ise Rihanna.

" You can run into my arms
It’s okay don’t be alarmed
Come into me
There’s no distance in between our love
So go on and let the rain pour
I’ll be all you need and more
Because "


Yine bölüm bölüm bu sözleride inceliyelim.



“You can run into my arms
It’s okay don’t be alarmed”


Benden korunma talep edebilirsin diyor şeytan.


Rihanna cevaplar :

“ Come into me ”

Bedenimin içinde gel bana sahip ol anlamı çıkıyor bu sözden.



Evet piçler şarkı sözlerinin incelenmesi bu kadar. Şimdi capsler ile bir inceleme yapalım.



Jay-Z klipte Rain Man ' ı temsil ediyor demiştik. Çevresindekilere bakın. Düşünceleri kontrol edilen 6 kadını temsil ediyor. 


Rihanna klibin başında baştan çıkartıcı giyiniş ve vahşi bir görünüm sergileyen uzun tırnaklar ile belirir. Baştan çıkartıcı görünmesinin bir sebebi var...


Baştan çıkartıcı o halinden sonra bir patlama meydana geliyor. Krom renkli bir sıvı Rihanna'ya doğru gelmektedir. Bunun temsili şeytanın, Rihanna'ya zorla sahip olmasıdır. Kibarlığın lüzumu yok bildiğiniz tecavüz işte amına koyim hehe.


Rihanna çeşitli savunma hareketleriyle bu krom renkli sıvıya karşı kendisi savunur. Üzerindeki elbiseye bakacak olursanız " Good Girl ( İyi Kız ) " modundadır kendisi.


Bu sahbeler devam ederken bu sıvı tarafından tam 6 kez vurulmuştur. Sembolik birşey mi sizce ? 666 gibi hı? Olabilir mi amına koyim size soruyorum piçler? Ses verin bari kendi kendime konuşuyormuş gibi hissettim hehe. 


Krom renkli sıvı ile kaplı çıplak Rihanna. Şeytan tarafından tamamen etkilenmiştir. " Good Girl " modundayken bu kirletilmeye uğraması tam anlamıyla tecavüz olarak nitelendirelebilir. Ki böyleyse eğer bu krom renkli sıvıda şeytanın spermidir. " Ne saçmalıyorsun amına koyim " demeyin bir mantık yürütün. 

Bundan sonraki birkaç capste Rihanna bu bahsı geçen sıvı ile kaplanmış haldedir. Alın göz banyosu yapın amına koyim hehe.








Ve evet bir üçgen beliriyor. Bu üçgenin buradaki oluş amacı, Rihanna'nın artık tamamen şeytanın etkisinin altına girdiğinin göstergesidir. Ayrıca pagan dininde üçgen , erkeklik sembolüdür. Şeytanın, kendisini zorla (tecavüz) elde ettiğini temsil eder.


Yukarıdaki caps ile aynı anlamı taşıyan farklı bir görüntü.



Bu görüntü sizlere birşey andırıyor mu ? Dur dur ben yinede göstereyim.


Tam anlamıyla baphometi ifade etmektedir. Ve yukarıdaki capsin anlamı ise Rihanna artık tamamen şeytana aittir. 


Öncelikle son capse geçmeden önce size birşey hatırlatmak için bu capsi verme gereği duydum. Son capse bakacak olursak Rihanna, Jay-Z 'nin yerini alıyor.


Rihanna artık tamamen değişmiştir. Saflığından ve temizliğinden hiçbir eser kalmamıştır. Üst düzey biri olmuştur. Çevresinde ise önceki capsteki gibi düşüncelerinin kontrol edildiği sembolize edilen 6 hödük var.

" It’s raining
Ooh baby it’s raining
Baby come into me
Come into me
It’s raining
Oh baby it’s raining "

" Ooh bebek " tepkisi açıkça yağmurdan bahsetmediğini ortaya koyuyor. Şeytanı içinde karşılamaya hazır beklemekte olduğunu belirtiyor prenses.


Evet piçler ifşamız buraya kadar. Kapsamlı bir araştırma oldu ve her zamanki gibi klipten sizlere anlamlı olan bolca caps sundum. Beğenmenizi umut ediyorum. Oldukça uğraş sarfettim. Ayrıca " şarkı sözlerine değin biraz  bre deyyus " diye tepki veren panpalarıma ithafen şarkı sözlerinin incelenmesini bol tuttum. Sözlerin tamamen çevirisini değil , çevirisinin tam manasını sizlere sundum. Çünkü Şarkı sözlerinde herşeyi açık olarak bizlere vermiyorlar. Bu şuna benziyor. Verilen hediye paketinin anca dış görünümünü görebiliyorsun. İçini açmadan, içinde olabilecekler hakkında belirgin bir fikre sahip olamıyorsun. Özlü sözümüzüde söyledikten sonra da bu başlıkta burada son bulur hehe.


Sağlıcakla kalın piçler.



Özet : Rihanna çıplak caps 

  yolla panpa demeniz yeterli hehe.




16 Mayıs 2012 Çarşamba

Zihin Kontrol & Monarch Programlama & MK-ULTRA

Uzun zamandır başlık açamadım netimdeki sorunlardan dolayı. Merak eden panpalarım olmuş.

lan adamı öldürdülermi amk yazmıyo ne zamandır. 

Öldürmeleri için henüz erken amına koyim durun daha ifşa etmediğim çok şey var hehe.

Çok derin sağlam bir araştırma sonucunda elde ettiğim bilgileri size sunacağım canlarım. Öncelikle belirteyim kimilerinin başlık adını okuduğu sırada  tepki olarak ağzındaki salyaları akıtarak sarfettiğiniz "sikko özentisi orrrrospu çocuuuu"   gibi cümleleri başlığın akışında bir bir götüne sokacağım. Hani her başlığımda diyorum ya, eleştirin ama bok atma çerçevesinde değil. Yine belirteyim diğer bloglardaki başlık isimleri ile birer benzerlik olabilir. Birçok ürünün ambalajı  neredeyse aynıdır ama etiket ve içerik farklıdır. Ambalaja aldanıp önyargıda bulunmaktansa içeriği ile ilgilenip bilgi sahibi olmanız hem benim işime gelir hemde sizin.

Bazı klip ifşalarında zihin kontrolden sizlere bahsettim. Sizlere bunu en ince ayrıntısına kadar anlatma gereği duydum. Şuana kadar hiçbir yerde okumadığınız kadar ayrıntıya gireceğim. Korkacağınızı düşünüyorsanız okumamanızı öneririm. Ürpertici bilgiler vereceğim sizlere piçler. Araştırma sırasında ürkmedim değil hehe. Soluksuz okuyacağınıza eminim. Neyse başlıyorum piçler yaslanın arkanıza.

Monarch Programlama , gizli amaçlar için çok sayıda kuruluşun kullandığı bir zihin kontrol yöntemidir.Bu proje CIA tarafından MK-ULTRA adıyla geliştirilen, zihin kontrol programı askerler ve siviller üzerinde kullanılmıştır. Yöntemleri şaşırtacak derecede sadist olan ( tamamen kurbanı travmatize etmek amaçlı ) ve asıl amacı, işleyici tarafından istenen herhangi bir eylemi gerçekleştirmek için tetiklenebilir bir köle oluşturmaktır.


Böyle sembolize edilebilir. Maskeler alter kişilikleri temsil ediyor. Alter kişilik , zihin kontrole uğrayan kölelerin  birden fazla olan kişilikleridir. Monarch kelebeği ise zihin kontrole uğrayan kölelerin sembolüdür.


Vanessa hanımın ensesinde Monarch kelebeğinin dövmesi mevcut.

Monarch programlaması Satanic Ritüel Taciz ve Çoklu Kişilik Bozukluğu unsurları içeren bir zihin kontrol tekniğidir. Köleler içinde tetiklenen ve eylemciler tarafından programlanabilir alter kişilik oluşturmak için, psikoloji, nöroloji ve gizli ritüeller bir arada kullanılır. Monarch köleliği askerî , seks köleliği ve eğlence endüstrisi gibi alanlarda, dünyadaki elit aileler ile bağlantılı bazı kuruluşlar tarafından kullanılmaktadır.

Zihin kontrol yakın tarihte keşfedilmiş birşey değil. Daha önceleri bunların yapıldığına dair bulgular mevcut. Zihin işlemek için okültizmin kullanımına referans veren ilk yazı  Mısır Ölüler Kitabı'dır. Bunun sonucunda köleleştirme ( travma yaratmak için ) işkence ve yıldırma yöntemleri ve bugünün gizli toplulukları tarafından derlenip  iksir ( ilaçlar ) kullanımı, büyü ( hipnoz ) kullanımını açıklar.

Zihin kontrolünün modern anlamda bir bilim haline gelmesi ancak 20. yüzyılda olmuştur.

Travma temelli zihin kontrol üzerine ilk sistemli çalışmalardan biri Nazi toplama kamplarında çalışan bir hekim olan Josef Mengele  adındaki bir orospu evladı tarafından yapılmıştır. Mengele, "Ölüm meleği" olarak adlandırılmaktaydı. Çocuklar dahil olmak üzere kamptaki insanlar üzerinde tüyler ürpertici deneyler yapması bunun sebebidir.


En hakiki orospu evlatlarından birine tanıklık ediyorsunuz piçler. 1935 yılından bir caps.

Mengele esir kamplarında, özellikle ikizler üzerinde insanlık dışı deneyler yapmıştır. Çünkü kendisinin uzmanlık alanı ikizlerdi. İkizler derken kastettiğim şey tabiki meme değil amına koyim konunun ciddiyetini sikmeyin hehe. 

Bu zihin kontrollerin sonucunda başarılı olanların kimisi suikastçi kimisi ise seks kölesi oldu. Az önce de bahsettiğim gibi zihin kontrolünün en önemli iki amacıdır bu ikisi.


Açığa çıkmış MK-ULTRA belgesi buyrun.

1950'lerin başından itibaren MK-ULTRA projesinde denek olarak Amerika ve Kanada vatandaşları kullanıldı. 1960'a kadar bu proje sürdü. Yayınlanmış kanıtlarda MK-ULTRA bireyin, zihinsel durumlarını işlemek, ilaç ve diğer kimyasalları kullanmak, duyusal yoksunluk yaratmak, sözel ve fiziksel olarak istismar dahil olmak üzere beyin fonksiyonlarını değiştirmek gibi birçok şeyin kullanıldığı bir projedir.

Ancak MK-ULTRA kapsamında şiddet, elektroşok, fiziksel ve ruhsal işkenceye maruz kalan denekler oldu.


Açığa çıkan bir denek.

1975 yılında MK ULTRA, Rockefeller'lar tarafından gün ışığına çıkartılmış. Araştırdığım sırada böylesine bir şeye inanmak tuhafıma geldi. Hani şöyle birşey var. Kendilerini iyilik meleği gibi gösteriyorlar  ki kendilerinin böyle bir zihin kontrol yöntemiyle bağlarının olmadığı ortaya çıksın. He amına koyim millette salak zaten hemen inanıyor. İnandılar da.

Zihin kontrole uğrayıp hayatta kalanlar özel terapist yardımı ile hayata tutunmaya çalışmış. Tutunamayanların birçoğu intihar etmiş ve bazıları ise yaptıklarını hatırlayamayacak hale gelmişlerdir. Birçoğuda işleyicilerinin elinde kalıp suikastçi, seks kölesi ve onlardan biraz daha şanslı olanlar ise ünlü birer sözde sanatçı olmuştur. Bu sözde sanatçılar ise eğlence endüstrisinde mükemmel bir kukla olmuştur. 

Bazı deneklerde dayanılmaz bir acıyla karşılaşıldığında programcılar elektroşok, işkence, kötü muamele, zihin oyunları kullanımı, gerçeklikten uzaklaştırma çabaları yoğun bir travmaya neden olmuştur.

Günümüzde Monarch Zihin Kontrolü gizlice çeşitli amaçlar için çeşitli gruplar ve kuruluşlar tarafından kullanılıyor. Bu gruplar olarak belirttiklerim ise Yeni Dünya Düzeni 'nin omurgasını oluşturan siktiğimin elit aileleridir. Az önce Rockefeller'lardan bahsetmiştim ki MK-ULTRA'yı açığa çıkardıklarını iddia etmişlerdi. Ama zihin kontrolünü en yoğun uygulayan kesim onlardır.

Monarch Zihin Kontrolü'nün isim kökü Monarch kelebeğine dayanmaktadır. Monarch kelebeği, solucan olarak ( gelişmemiş bir potansiyeli temsil eden ) yaşama başlar. Bir süre sonra güzel bir kelebeğe dönüşür ( programlama ) . 


Buyrun bahsettiğimiz o güzel kelebek.

İşin can alıcı kısmına geldik. Monarch Zihin Kontrolü'nün insanlık dışı uygulamalarını aşama aşama anlatıcam sizlere piçler. Heryerde bulabileceğiniz şeyler değil bunlar. 

Kurban, köle olarak adlandırılır. İşleyici yani programlayan ise tanrı niteliğindedir. David Guetta & Nicki Minaj - Turn Me On klibinde tam olarak bu işlenmektedir.  Bu klibin ifşasını en kısa zamanda yapıcam piçler. Reklamlar sona erdi. Devam. Programlama uygulanan kişilerin %75'i kadındır çünkü erkeğe göre acıya karşı daha hoşgörülüdür. Travma yaratarak kölelerde alter kişilik oluşturma amaçlanmıştır.

Uygulama aşamalarına geçelim.

1. Suistimal ve işkence
2.Kutu, Kafes, Tabut veya mezar ( genellikle hava almak için açılan bir delik veya oksijen tüpü ile)
3.Halat ve zincir ile bağlama ( çalgı olan bağlama değil tabiki hehe. )
4. Buzlu su altında kalma, kimyasal yanma, aşırı sıcak ve soğuk
5.Cİldin üst kısımlarında kabuklanma
6.Göz kamaştıran ışık
7.Elektroşok
8.Kan, idrar, dışkı ve et gibi vücut sıvı ve maddelerinin zorla alımı
9.Ağrılı pozisyonlarda bulunma. ( başaşağı tutma vb. )
10.Açlık , susuzluk
11.Uyku yoksunluğu
12. Sıkıştırma ( basınç uygulama, ağırlıklar arasında bırakma vb. )
13.İllüzyon, konfüzyon (sersemleme) , amnezi ( hafıza kaybı ) oluşturmak için ilaçlar veya intravenöz kullanmak
14.Korku, tiksinti için yılan, örümcek, kurtçuk gibi hayvanlar kullanma
15.Ölüme yakın deneyimler ( boğulma vb. )
16.Genellikle bıçaklarla insanlara ve hayvanlara istismar. Bazen zorla buna şahitlik ettirme
17.Kölelik zorlaması
18.Kurban hamile ise bebek kurban edilmek veya köleleştirmek için alınır
19.Ruhsal istismar, taciz , ruhlar veya cinler tarafından kontrol edilme
20.Yahudi - Hristiyan gibi dinlerin inanışlarına saygısızlık, şeytana tapınma
21.Kurbanlara Tanrı'nın kötü olduğunu ikna etme
22.Deney, işkence , fiziksel ve ruhsal istismar
23.Köleliğe zorlamak için tehdit amaçlı aile,arkadaş veya evcil hayvan kurban edilmesi
24.Olmayan gerçeklikleri kanıtlamak için sanal gerçeklik kullanımı

Bunların kullanımı ile alter kişilikler oluşuyor ve kölenin bedeninde birden fazla ruh barınabiliyor. Yaşadığı tramvalardan ötürü ve alter kişilik barındırması sebebiyle ne yaptığını bilememezlik sürekli rüyada olma durumunda kalıyorlar. Bunlardan kurtulmak için yıllarca terapistler tarafından müdahale edilmesi gerekiyorki her zaman olumlu sonuç vermesi mümkün olmuyor sonucu ise intihar veya uyuşturucu bağımlılığıyla son buluyor. Genellikle bu uygulamalardan geçen kölelerin neredeyse tamamı kısa zaman içinde uyuşturucu bağımlısı oluyor. Kölelikten kurtulanlar veya kurtulmaya çabalayanlar ise ilahi dinlere büyük ilgi gösteriyor. Örneğin MJ'nin ölmeden önce müslüman olduğu söylentisi vardı ne kadarı doğru tam olarak bilemiyorum piçler. 

İnsanlık dışı bu uygulamaların yanında Çin işkenceleri halt etmiş amına koyim. Sizlere hatırlatmalıyımki bu bahsettiğim aşamaların birçoğu kliplerde işleniyor. Örnek vermeye kalkarsam yazmakla bitiremeyeceğim kadar çok klip var. 

Kişilik bölünmesi alter kişiliğin yan sanayisi gibi oluyor ki bunları bize uyguluyorlar. Bahsettiklerimin daha basit hali bu tabiki. Bu kadar ağır travmalara yol açmıyor. Ama bilinçaltına etkisi de kısmen oluyor haliyle. Kişilik bölünmesini "İç Dünya" oluşturarak bize uyguluyorlar. Klipler, filmler ( özellikle Walt Disney ), peri masalları gibi araçları kullanarak programlama yapabiliyorlar. Bu görsel ve işitsel ögeler ile görüntüler ve semboller kullanarak programlama sürecini geliştiriyorlar. Köleleri programlamak için filmlerde ve kliplerde en çok kullanılan görüntüler çeşitli ağaçlar, Kabalistik ağacı, sonsuz döngüler, eski semboller ve harfler, örümcek ağları, aynalar, cam kırılması, maske, kaleler, labirentler, iblisler, kelebekler, saat camları, saatler ve robotlar kullanılır. Bilinçaltı ve nöro-linguistik programlama kullanılarak nüfuzun çoğunluğunu duyarsızlaştırmak amaçlanmıştır. Aynştayn panpalarım atlar şimdi " filmler, klipler ve peri masalında varda çizgi filmde yok mu amına koyim!1 " olmaz olurmu canım onları daha çok sikiyorlar. Çizgi filmler ve çocuklara yönelik olan Disney filmlerinde çocukları hipnoz ediyorlar. Pinokyo, Oz büyücüsü, Alice Harikalar diyarında,  Uyuyan güzel adındaki çizgi film görünümlü  olmasına rağmen gerilim filminden farksız şeylerdir. Nasıl mı yapıyorlar? Örneğin Oz Büyücüsü'nde gökkuşağı üzerindeyken "mutlu yer" tanımı yapılıp bilinçaltına yerleştirilir. Travmadaki köleler dayanılmaz ağrılardan kaçınılası bir yer olarak orayı görür. " Bilinçaltı bu kadar kolay mı etkileniyor amına koyim ? " diye bir soru yöneltirsen eğer, "ne sandın yarrrrram" diye cevap veririm sana üslubunu düzelt sikerim senin zihniyetini hehe. Şaka bir yana en az cildimiz kadar hassas bilinçaltımız malesef.

Sizleri sıkmadan bırakıcam piçler hemen son konumuza değiniyorum.



Monarch Programlama seviyeleri köle "fonksiyonu" tanımlamak ve onlarla ilişkili Elektroensefalografi ( EEG )  beyin dalgalarını isimlendirmektir.


Beyin dalgalarının izlenmesi.


Beta : Cinsel programlanmadır ( seks köleliği ) . Ahlaki inançları ortadan kaldırır ve engellenmeden yoksun ilkel iç güdüler ile hareket edilmesi sağlanır. Kedi baskılı giysiler  bunun en önemli göstergelerindendir. Nicki Minaj buna en belirgin örnektir. 

Alpha : Genel, düzenli uygulama olarak bilinir. Önemli ölçüde arttırılmış fiziksel güç, inanılmaz görme keskinliği ve belirgin bir şekilde bellek tutma içerir. Düşüncelerime göre elit aile üyeleri bu şekilde bir programlama altındadır.

Delta : Katil programlama olarak bilinir. Özel operasyonlar için ajanlar veya elit askerlerin yetiştirilmesi için kullanılır. Adrenalin ve kontrollü saldırganlık belirgin özelliğidir. Denekler korku yoksunudur. Kendini yok etme ve intihar talimatlarını sorunsuz yerine getirmektedirler. İzlediğiniz birçok filmde bunların örneklerine rastlamış olmanız mümkün.

Theta : Psişik programlama sayılır. Tam olarak bilgi edinemedim bunun hakkında ama elektornik cihazları psişik güçlerle kullanmayı sağladığını okudum doğruluğu hakkında bir fikrim yok. 

Bu bahsettiklerimi bizlere, mükemmel programlama teknikleri ile kitlesel medya araçlarıyla kitlesel ölçekte uyguluyorlar. Yukarıda bahsettiğim gibi  Bilinçaltı ve nöro-linguistik programlama kullanılarak nüfuzun çoğunluğunu duyarsızlaştırmak amaçlanmıştır. Amaçlarına neredeyse tamamen ulaştılar. Herşeye duyarsızız artık. Aslında hiç olağan olmayan şeyleri hiç abes kaçmıyorcasına olağanmış gibi tavır takınıyoruz. Örnek vermek gerekirse bir askerimiz şehit olduğunda buna bir tepki vermiyoruz. Bu hiç olağan birşey değil. İsteyerek verdiğim bir örnek değil ama bu konuda İsrail gibi olamıyoruz. Nefret ettiğim bir ülke ama birkaç askerinin rehin alınması sebebiyle Filistin'de binlerce masum insanı katletti. Tabiki böylesine vahşice birşey yapalım demiyorum ama en azından bir tepkimiz olsun diyorum. 

Evet canlarım bu başlığımızında sonuna geldik. Sağlıcakla kalın demeden önce hatırlatma yapmamda fayda var. Bu kadar emek verip sizler için araştırma yapıyorum bok atmayın sikerim.

Sağlıcakla kalın.

Özet : Vanessa'nın omuzlarına bak oyhş.